22 October 2018, Pazartesi 22:38:28 İletişim Formu

BİR YIL GEÇTİ(Muhsin Yazıcıoğlu)

Gönderen zmtadmin On Mart - 25 - 2010

resim5

Mehmet TAŞTAN 

Aradan bir yıl geçti…

Rabbimizin takdirine diyeceğimiz yok…

Ecel geldi cihane ,başağrısı bahane…

Sizi geri getirme imkânımız da yok…

Ama milletimizin bir beklentisi var…

Cevapsız kalan soruların bir an önce aydınlatılması…

Yaşanan hadisenin ardındaki sis perdesinin kalkması…

Siz gideli bir yıl oldu…

Gönüllerde taht kuran lidere bu milletin duası hiç eksilmedi…

Gönüldaşlarının, alperenlerin bağlılığı sadakati katbekat arttı.

Büyük Birlik ve Nizam Âlem davasını yaşatmak için daha da çok sahiplendiler…

 

Sizin ardınızdan yazmıştık…

 

Gönüllerde Taht Kuran Lider,

 

 ‘’MUHSİN YAZICIOĞLU’’nun Ardından…

 

 

 

Sevgiyle Bakıyor;

 

“Gül Gibi” Görüyorsan

 

Sen

 

Bahtiyarsın…

 

 (Muhsin Yazıcıoğlu)

 

***

 

Telefonum çaldı.

 

—Ağabey Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopteri düşmüş.

 

Yakınımda ki insanlar gönül bağımın olduğunu biliyorlardı.

 

Ekrana ilk baktığımda kurtulduğunu ambulansla Kayseri Devlet Hastanesine doğru yola çıkarıldığını duyunca içim rahatlamıştı.

 

Sonradan peş peşe gelen acı haberler hüznümü, üzüntümü katbekat artırdı.

 

Gecelerimiz uykusuz geçerken, umut verici bir haberi bekler oldu.

 

Nihayet herkesin sonunda mutlaka tadacağı, kurtuluşu olmayan son yolculuğa Rahmeti Rahman’a kavuşmuş, Sonsuzluğun Sahibi’ne doğru yola çıkmıştı.

 

Seksen yaşındaki annem;

 

—Oğlum sana bir şey olsaydı ancak bu kadar üzülürdüm. Her namaz sonrası ona dua ediyorum diyor ve gözyaşı döküyordu.

 

—Ana nedir seni bu insanda bu kadar etkileyen, sen onu tanıyor musun? Dediğimde,

 

—Yavrum;’ O imanlı temiz bir insandı’ diyordu.

 

Millet Anadolu’nun bağrından çıkan bu yiğit insanı, öyle tanımış, öyle sevmiş ve bağrına basmıştı.

 

***

 

Haberi takip etmek için görevlendirildiğim Muhsin Yazıcıoğlu’nu ilk ilimize konferans vermek üzere geldiği TÜVASAŞ düğün salonunda yüz yüze tanıma fırsatım oldu. Salonda büyük bir coşku ve sevgi seli vardı. Derin muhabbet adamıydı.

 

Bu dava ve çile adamını daha sonra sürekli takip ettim. Görüşmelerimiz devam etti.

 

M.Ç. P’den haklı olarak ayrıldığında bizde yolumuzu ayırdık. İlk Büyük Kurultay’da Ankara’da bizde birlikte olduk. Orada bu hareketin bir fikir hareketimi olarak devam etmesi, ya da bir parti kurularak fikrin daha geniş kitlelere ulaştırılıp ulaştırılmamasının kararı veriliyordu. Parti kurulması bu kurultayda karara bağlandı. İnançla birlikte çileli bir yolculuğa da başlanmış oldu.

 

Birçok suçlamalara maruz kaldı. Sözde davasını satmıştı! O’nu satın almışlardı!

 

Büyük bir hain idi!

 

Fakat O imanı, inancı için, inandığı gibi yaşamak ve yaşatmak için, inandığı şekilde nesiller yetiştirmek ve yüce davası için, yol ayrımına gitmek zorunda kalmıştı.

 

Parti kurulmuş Sapanca ilçe teşkilatının açılışına gelmişti. Vakit daralmıştı birlikte camiye gittik, imam oldu ve bize akşam namazını kıldırdı. Gece boyu uzun sohbetlerimiz oldu.

 

***

 

İş, güç, yurt dışı derken kısa bir süre görüşemedik. Yeni başladığım görev yerime Kuzuluğa davet ettim. Bizi kırmadı, zaten öyle bir huyu da yoktu. Ailesi ile birlikte geldi. O’nu çok üzenler olmuş fakat O hiç kimseyi kırmak istememişti. İki gece misafirimiz oldu.

 

 Yine bir Sakarya ziyareti sonrası tekrar Kuzuluğa davet ettim çok yoğundu ama yine kırmadı ve akşam yemeğinde birlikte olduk. Doyumsuz Kuzuluk hatıralarımız oldu.

 

 

 

Son yüz yüze görüşmemiz mecliste oldu. İlimizde bulunan Erzurumlu iş adamları ile birlikte mecliste ziyaretler yapıyorduk. Muhsin başkandan randevu almamıştık. Çat kapı odasının önünde idik ve kapıdan dışarı çıkıyordu. Bizi görünce durdu.

 

—Sayın Başkan;’ Sizi ziyarete geldik’

 

Yüz ifadesinden önemli bir işi ve acil çıkması gerektiği anlaşılıyordu ama yine kırmadı, bizi kabul etti.

 

En son ilimizi ziyaretinde Arifiye’de görüşecektik, fakat bir cenaze için İstanbul’a gitmek zorunda olduğumdan görüşemedik.

 

Yerinde durmuyor her tarafa koşuyordu. Arifiye ziyaretinde ağabeyim anlattı. Toplantısını yapmış, Arifiye’de birkaç yere daha uğramasını istiyorlardı. Korumalarından birisi yaklaşarak;

 

—Ağabey sabahtan beri başkanımız ağzına bir lokma bir şey koymadı, aç bir şeyler yedirsek.

 

Vakit olmadı. O aç karnına rağmen davasını birkaç kişiye daha anlatmalıydı. Bir kaç yere daha uğrayarak Arifiye’den canlı yayına yetişmek üzere aç karına yola koyulmuştu…

 

***

 

Onun için ülkesinin ve milletinin menfaati her şeyden önde gelirdi. İmanlı bir nesil, Büyük Bir Türk Birliği onun ideali idi. Hepimiz bir kilimin farklı motifleri idik. Bu motifleri bir kalpte bir araya toparlamak ve insanların birbirini sevmesini istiyordu.

 

Hayalleri vardı O’nun…

 

Bütün vatandaşların Türk bayrağı altında şerefle yaşadığı bir ülke,

 

Yasakların olmadığı herkesin kardeşçe yaşadığı bir ülke,

 

Kürt, Türkmen, Alevi ayrımı, zengin, fakir ayrıcalığı olmayan bir ülke,

 

Güçlü bir Türk dünyası, Türk dünyası ile buluşmuş, Türk İslam dünyasına önderlik yapan Büyük Bir Türkiye…

 

Ve diyordu ki;

 

Ben Türküm Türk esir olmaz,

 

Ben Türküm Türk devletsiz olmaz,

 

Ben Türküm Türk bayraksız olmaz,

 

Ben Türküm Türk ezansız olmaz,

 

Ben Türküm Türk hürriyetsiz olmaz.

 

İnanmış Ehl-i Sünnet bir Müslüman ve dava adamı idi.

 

Evlad-ı Resulü ve İslam büyüklerini çok seviyordu.

 

Seyyid Ahmet Arvasi’ye büyük hürmeti ve sevgisi vardı.

 

Bir dostum anlattı, Bağlum’da ailesi ile birlikte Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretlerinin kabrinde dua ederken görmüştü O’na karşı muhabbetim daha çok arttı diyordu.

 

***

 

‘’Bir saniyesine bile hâkim olamadığınız, hükmedemediğiniz bir hayat için, bir dünya için, bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur. Düz yaşayacağız, düz duracağız, düz yürüyeceğiz. Dik duracağız, doğru gideceğiz. Allah’ın izniyle hayatım boyunca hep böyle gittim.”

 

 (Muhsin Yazıcıoğlu)

 

Muhsin Yazıcıoğlu, Alperen idi.

 

Muhsin Yazıcıoğlu, milletimizin onurlu bir evladı idi.

 

Muhsin Yazıcıoğlu, mütevazı idi, parasız idi, idealisti.

 

Muhsin Yazıcıoğlu, inandığı gibi yaşadı.

 

Muhsin Yazıcıoğlu, inandığı değerleri savundu.

 

Muhsin Yazıcıoğlu, inandığı insanların hep arkasında durdu.

 

Muhsin Yazıcıoğlu, ne bir siyasi lider, ne bir parti başkanıydı

 

Muhsin Yazıcıoğlu, siyaseti menfaat, iktidar olmak için yapmadı.

 

Muhsin Yazıcıoğlu, gönüllerin iktidarı olmak istedi.

 

Muhsin Yazıcıoğlu, çizgisini hiç değiştirmedi…

 

Muhsin Yazıcıoğlu, dürüst oldu, doğru oldu düzlükten şaşmadı.

 

Muhsin Yazıcıoğlu, devletine, milletine hiç küsmedi.

 

 

 

Muhsin Yazıcıoğlu, ADAM GİBİ ADAMDI…

 

 

 

 

 

***

 

 

‘’Ben sonsuzluğu düşünüyorum

 

Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum

 

Durun kapanmayın pencerelerim

 

Güneşimi kapatmayın

 

Beton çok soğuk, üşüyorum. ‘’

 

(Muhsin Yazıcıoğlu)

 

O çok sevdiği sonsuzluğun sahibine kavuştu.

 

 Hani derler ya bir insanın kıymeti öldükten sonra anlaşılır diye. Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatı da onu gösterdi. Vatanımda bulunan bütün farklı sesler, renkler bir bütün oldu. Hayatında kendi göremedi ama hayal ettiği bu Büyük Birliği vefat ettiğinde bize gösterdi. Bütün Türk ve İslam dünyası, bütün Türkiye, Büyük Birliğin çileli evlatları ve Alperenleri süt paralarını feda ederek ‘Gönüllerde Taht Kuran Lider’lerini dualar eşliğinde Sonsuzluğun Sahibi’ne ve Habib’ine kavuşturmak için yolcu ettiler.

 

O’nu son yolculuğuna uğurladılar…

 

Biliyorum bizden alacaklı olarak ayrıldı…

 

Son bir defa daha bizi kırma…

 

 

 

Hakkını helal et Muhsin Başkan…

 

 

Haftaya görüşmek üzere…

 

http://www.medyabar.com/haber/14299/aradan-bir-yil-gecti-muhsin-yazicioglu.aspx

Paylaş

Yorumlara kapalıdır.


Copygiht © 2009 www.mehmetastan.com Mehmet TAŞTAN Kişisel Web Sayfası - Web Tasarım